Türkçe Dil , İletişim ve Kültür

OKUYAN: 192 - Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 19:02

İLETİŞİM

İnsanın duygu, düşünce ve isteklerinin yazı, konuşma ve görsel-işitsel akla gelebilecek her türlü araçla aktarılmasına iletişim denir.
İletişim, ilk çağlardan günümüze gelinceye kadar pek çok aşamalardan geçmiştir. İlkel insanlar birtakım sesler çıkararak, işaretleşerek iletişim kurmuşlardır. Hatta ilkel kabilelerin ateş yakarak, duman çıkartarak kendi aralarında iletişim kurdukları bilinir.
Günümüzde ise trafik işaretleri ile parti, dernek, vakıfların vb. kullandıkları flama, amblem, sembol gibi işaretler birer iletişim aracıdır. Ancak bu araçlar sınırlı sayıdaki bireyler arasında iletişimi sağlar. Radyo, televizyon, telefon, faks, gazete, dergi vb. araçların hepsi birer iletişim aracıdır.

İLETİŞİMİN ÖGELERİ
İLETİŞİMİN ÖGELERİ

İLETİŞİMİN ÖGELERİ

1. GÖNDERİCİ (Konuşan kişi ya da yazar):
Bilgiyi aktaran kaynak ya da iletiyi ifade eden kişidir. Kendisini ben ya da biz zamiriyle gösteren bu kişi, iletinin sorumluluğunu üstlenir.

2. ALICI (Okur):
Göndericinin gönderdiği iletiyi alıp kodu çözen kişidir. Sen ya da siz zamirleriyle ifade edilir.

3. GÖNDERGE (Kavram):
Kendisinden söz edilen, hakkında konuşulan nesne, durum, olay ya da kişidir.

4. İLETİ (Mesaj):
Göndericinin alıcıya kodlayarak ilettiği bildiri, metindir.

5. KANAL (Araç):
Metnin, iletinin kullanıldığı somut araçtır. Sözlü iletişimde ses dalgalarıdır. Yazılı iletişimde ise bir gazete sayfası, mermer, taş, kitap olabilir. Cd, bilgisayar ekranı, SMS vb. araçlar da kanal olabilir.

6. KOD (Dil):
İletinin üretildiği dile denir. Gönderici, iletisini belli bir kodla oluşturur. Alıcı ise bu kodu çözerek iletiyi alır. Alıcının bilmediği bir kod kullanılırsa alıcı kodu çözemeyeceği için dili anlayamaz. Türkçe, Fransızca, İngilizce… birer koddur.

NOT: İletişimin gerçekleşmesi için gerekli olan ögeler bağlam, dönüt, gönderici, alıcı, ileti, kanal olarak da düşünülebilir.

Bağlam:

İletişimin gerçekleştiği ortamdır. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce ve sonra gelen birçok durumda söz konusu birimi etkileyen birim veya birimler bütünüdür. Bir sözcük ancak diğer göstergelerle birlikte belirli bir kavramı yansıtır. Böylece oluşan bütüne bağlam denir.

Sınıf tahtasında “yaz” sözcüğünün yazılı olduğunu varsayalım. Bu sözcüğün mevsim mi, yazmak anlamında mı kullanıldığını anlayamayız. Ancak başka sözcükler olursa bu anlamı anlayabiliriz. Yani sözcüğün hangi anlamda kullanıldığını bağlamdan anlayabiliriz.

Dönüt:

Alıcının iletiyi algıladıktan sonra gösterdiği tepki veya davranışı, verdiği geri bildirimi ya da iletiye verdiği cevabı ifade eder.

Ben: Kolay gelsin. Ben, bir kilo patates ve on yumurta alabilir miyim?
Bakkal: Tabii, vereyim.
Ben: Teşekkür ederim, iyi günler.
Bakkal: İyi günler.

Gönderici: Ben
Alıcı: Bakkal
Dönüt: Tabii vereyim
Bağlam: Bakkal dükkanı

GÖSTERGE

Bir başka şeyin yerini alabilen her türlü nesne, biçim ya da olguya gösterge denir. Her gösterge, gösteren ve gösterilen olmak üzere iki ögeden oluşur ve bunlar birbirinden ayrılmaz. Dilsel bir kavramla o kavramın yerini tutan ses imgesinden oluşan bir işarettir gösterge.
NOT: Dil, göstergelerden oluşur. Dildeki her birim (ek, sözcük, cümle, paragraf) bir göstergedir. İletişim-de göndericinin alıcıya gönderdiği ileti bir göster-gedir ya da göstergelerden oluşan bir metindir.

NOT: Dil göstergesinin belli bir nedeni yoktur. Gösterile-ni gösterene bağlayan bağ, hiçbir iç ilişkiye ya da nedene bağlanmaz. Köpek adı verilen varlığa ad olan “köpek” sözcüğündeki “k.ö.p.e.k” ses dizisi-nin bu varlığın kendisiyle doğrudan bir ilişkisi yok-tur. Bu, tamamen bu varlığa ad verirken bu ses dizisinin kullanılmasının bir sonucudur.

NOT: Yansıma sözcüklerde bu durum farklıdır çünkü bu sözcüklerde gösteren ile gösterenin ifade ettiği ses arasında bir benzerlik söz konusudur. Arının uçuşu sırasında duyduğumuz sesi “tıkır tıkır” gös-tergesiyle değilde “vız vız” göstergesiyle anlat-mamız nedensiz bir uzlaşmadan ziyade benzerlik ilişkisinden kaynaklanmaktadır.

SORU:
“Anne, çocuğuna okulda terli terli su içmemesini söyledi.” cümlesinde “alıcı” aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anne   B) Çocuk   C) Okul   D) Su   E) Ses

ÇÖZÜM:
Soru kökündeki cümlede ileti “terli terli su içme” ifadesidir. Bu iletiyi gönderen “anne”, alıcı ise “çocuk”tur.
Yanıt B

SORU:
Müdür, öğrencinin davranışına çok sinirlenmişti. Hemen masanın üzerindeki telefonun ahizesini kaldırdı ve öğrencinin velisini aradı:
– Çocuğunuz hakkında sizinle konuşacaklarımız var. Lütfen okula gelir misiniz, dedi.
Bu parçada aşağıdaki iletişim ögelerinden hangisi yoktur?
A) Gönderici B) İleti
C) Dönüt D) Alıcı
E) Kanal

ÇÖZÜM:
Parçaya göre müdür “gönderici”, veli “alıcı”, müdürün sözleri “ileti”, telefon ise “kanal”dır. Veli herhangi bir geri bildirimde bulunmadığına göre “dönüt” yoktur.
Yanıt C

Dil Dışı Göstergeler

Bunlar kendi içerinde dörde ayrılır:
1. BELİRTİ:

Doğal bir göstergedir. Yorumu yapılmadığı zaman herhangi bir anlam ifade etmez. İletişim kurma amacı yoktur. Gösteren ile gösterilen arasında neden-sonuç ilişkisi vardır. Gök gürültüsü, yağmuru; gece bahçedeki köpeğin havlaması, dışarıda yabancının dolaştığını; ateşimizin 38 derece olması, hasta olduğumuzu gösterir.

2. BELİRTKE:

Yapay göstergedir. İnsanların iletişim kurmak için ürettiği şeydir. Tüm belirtkeler uzlaşımsal nitelik taşır.

Bir futbol maçında hakemin futbolcuya gösterdiği sarı kart bir belirtkedir. Bu renk ile oyuncunun bir dahaki sert davranışta oyundan atılabileceği konusunda uzlaşmaya dayalı bir bağ söz konusudur.
Herhangi bir dershanede ders sonunda zil çalması dersin bittiğinin göstergesidir. Zil, gösteren; dersten çıkma gösterilendir.

3. GÖRSEL GÖSTERGE (İkon):

Göstereni ile gösterileni arasında benzerlik ilişkisi olan göstergedir. Haritalar, fotoğraflar, resimler, şehir planları buna örnektir.

4. SİMGE:

Benzerlik ya da yakınlık (uzlaşma) ilişkisi içinde soyut bir gösterileni göndermede bulunan görsel biçimdir. Güvercin, barışın; terazi adaletin; kartal Beşiktaş’ın simgesi olan göstergelerdir.

SORU:
Havaların soğuyup yağmurun veya karın yağması, kış mevsiminin doğal bir göstergesidir. Böyle doğal göstergelere —- de denir.
Cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun olur?
A) simge       B) belirtke        C) bağlam      D) belirti         E) ikon

ÇÖZÜM:
Doğal göstergelere belirti denir. Yağmurun veya karın yağması, kışın bir belirtisidir.
Yanıt D

DİL

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; kendi kanunları içerisinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık; milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; bin yıllar boyunca gelişerek meydana gelmiş bir sosyal kurum; seslerden örülmüş bir ağ; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli anlaşmalar sistemidir.

DİLİN ÖZELLİKLERİ

➪Asıl işlevi anlaşma aracı olmasıdır.
➪Doğaldır.
➪Kendine özgü kuralları vardır.
➪Gizli anlaşmalar sistemidir.
➪Milletin ortak malıdır.
➪Sosyal bir varlıktır.

DİLİN TOPLUM AÇISINDAN ÖNEMİ

Dilin en önemli niteliği, toplumdaki insanlar arasında anlaşma sağlayan sosyal bir kurum olmasıdır. Kendine göre birtakım yasaları vardır. İhtiyaçlar doğrultusunda yeni sözcükler türetilir, kullanılan bazı sözcükler anlam kaymasına uğrar, kullanılmayanlar da unutulup gider. Bu bakımdan dil, canlı bir varlıktır.

Dil sayesinde toplumdaki bireyler bir araya gelir. Dil birliği, ulusal birliğin oluşmasında önemli bir rol oynar. Dil; kültür, tarih, felsefe, gelenek ve görenekte birlik sağlar. Bakın, dilin önemini Konfüçyüs şöyle ifade ediyor:

 Konfüçyüs’e sordular:
– Bir memleketi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?
Büyük filozof şöyle cevap verdi:
– Hiç şüphesiz dili gözden geçirmekle işe başlardım.
Ve dinleyenlerin hayret dolu bakışları karşısında sözlerine devam etti.
– Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.
Bu ifadelerden anlaşıldığı üzere dil, iletişimin en önemli kaynağıdır.

DİLİN İŞLEVLERİ

Dilin bir iletişim aracı; edebi eserde de esas malzemenin dil olduğunu biliyoruz. Buradan çıkan sonuç da şudur: Edebi metin bir iletişim aracıdır. Öyleyse bir edebi metni doğru anlamanın, çözümlemenin en temel şartı da o metinde dilin hangi işlevde kullanıldığının bilinmesidir. Dilin işlevleri denilince sadece bu sıralananlar anlaşılmamalıdır. Alıcı ile gönderici arasındaki ilişki, sayısız işlevi gerçekleştirmek üzere kurulduğu için; ileti hangi işlevi gerçekleştiriyorsa dilin işlevi o şeyle adlandırılabilir.
Gönderici(Heyecana ba€lı ifllev) Alıcı(Ça€rı ifllevi) ‹leti Kanal(Sanat ifllevi)(Kanalı kontrol ifllevi)Kod(Üst dil ifllevi)Gönderge(Göndergesel ifllev)

1. GÖNDERGESEL İŞLEV:

Bir ileti dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi için düzenlenerek oluşturulmuşsa dil göndergesel işlevde kullanılmıştır. Bu başka bir ifadeyle dilin bilgi verme işlevidir. Burada amaç, gönderge konusunda doğru, nesnel, gözlemlenebilir bilgi vermektir. Bu işlev daha çok kullanma kılavuzlarında, nesnel anlatılarda, bilimsel bildirilerde, kısa not ve özetlerde karşımıza çıkar.
➪ Hegel’in felsefesinin çıkış noktası bilim değil, tarihtir.
➪Turizm, milletlerarası kültürel tanışmayı sağlar.
➪ Münazara bir tartışma türüdür.
➪Bugün 23 Nisan.
➪ 1973 senesinde doğmuşum.
➪ Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.
➪ Beşiktaş’ın renkleri siyah ve beyazdır.

2. HEYECANA BAĞLI İŞLEV (Anlatım, duygu ya da çağrı işlevi):

Bir ileti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirmek amacıyla oluşturulmuşsa dil heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır. Bu işlev, göndericinin kendi iletisine karşı tutum ve davranışını belirtir. Bu işlevde çoğunlukla duygular, heyecanlar, korkular, sevinç ve üzüntüler dile getirilir. Dilin göndergesel işlevinde nesnellik, heyecana bağlı işlevinde öznellik hakimdir. Özel mektuplarda, öznel betimlemeler ve anlatılarda, lirik şiirlerde, eleştiri yazılarında dilin heyecana bağlı işlevinden sıkça yararlanılır.

NOT: Coşku işlevini yansıtan en önemli dil birimi ünlemlerdir.

➪Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
➪ Ulu mabed! Seni ancak bu sabah anlıyorum.
➪ Merhaba ey âli sultan merhaba!
Merhaba ey kân-ı irfan merhaba!
➪ Ben bu davranışınızı etik bulmuyorum, siz yanlış davranıyorsunuz!
➪ Aaa, bardak kırıldı!
➪ Eyvah geç kaldım!

3 ALICIYI HAREKETE GEÇİRME İŞLEVİ (Çağrı işlevi):

Bu işlevde ileti, alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmiştir. İletinin bir çeşit çağrı işlevi gördüğü bu işlevde amaç, alıcıda bir tepki ve davranış değişikliği yaratmaktır. Propaganda amaçlı siyasi söylevler, reklam metinleri, genelgeler, el ilanları genellikle dilin bu işleviyle oluşturulur. Dilin alıcıyı harekete geçirme işleviyle hazırlanan metinlerde gönderici, iletiyi alanı işin içine sokmayı, onu sorgulamayı ister.

NOT: Dilin çağrı işlevi alıcıya seslenme ve emir (buyruk) kipiyle oluşturulur.

İletişim Dil ve Kültür
➪İnsanlar! Geliniz, toplanınız, dinleyiniz!
➪Bu sorular bir saat içinde çözülmüş olacak!
➪ Sınıfı hemen terk et!
➪ Ayşe, benim söylediklerimi tekrar et!
➪Beni dikkatli dinleyin!

4. KANALI KONTROL İŞLEVİ:

Bir ileti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse dil, kanalı kontrol işlevinde kullanılmıştır. Gönderici ile alıcı arasında iletişimin kurulmasını, sürdürülmesini ya da kesilmesini sağlayan bu işlevde iletinin içeriğinden çok iletişimin devam ettirilmesi olgusu ağır basar. Törenlerde, uzun söylevlerde, aile yakınları ya da sevgililer arasındaki konuşmalarda; dilin kanalı kontrol işlevini yansıtan iletiler sıkça kullanılır.
➪Bir kahramanın (gönderici) diğer bir kahramana (alıcıya):
– Beni duyuyor musun? Alo!
veya
– Dikkat! Dikkat! Sesim geliyor mu?
– Bakın beni dinlemiyor musunuz?
– Bana kulak verin!
➪ Beni anladınız değil mi?
➪Söylediklerim anlaşıldı mı?
➪Ödevler yapıldı mı?
gibi seslenmeler kanalı kontrol işlevine örnektir.

5. DİL ÖTESİ (ÜST DİL) İŞLEVİ:

Bir ileti, dille ilgili bilgi vermek üzere düzenlenmişse o iletide dil, dil ötesi işlevde kullanılmıştır. Dilin dil ötesi işlevinde iletiler, dili açıklamak, dille ilgili bilgi vermek için düzenlenir. Daha çok bilimsel metinlerde ve öğretme amaçlı konuşmalarda karşımıza çıkan ve “yani, demek istiyorum ki, bir başka deyişle” gibi sözcüklerde kendini gösteren dil ötesi işleve, günlük yaşamda da sıkça başvurulur. Örneğin “Beni yanlış anlamayın, ben bu sözcüğü mecaz anlamda kullandım.”cümlesinde ileti, dille ilgili bilgi vermek, başka bir iletiyi açıklamak üzere düzenlenmiştir.
➪ Fiil, cümledeki işi, oluşu, hareketi bildirir.
➪ Yapım eki alan her sözcük türemiş sözcüktür.
➪ Türkçede iki ünlü yan yana kullanılamaz.

6. ŞİİRSEL(SANATSAL)İŞLEV:

Bir iletinin iletisi kendisinde ise dil, şiirsel işlevde kullanılmıştır. Dil, bu işlevde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisindedir. Bu durumda ileti, kendi dışında herhangi bir şeyi ifade etmez, yansıtmaz. Obje, iletinin kendisidir. Örneğin dilin şiirsel işlevde kullanıldığı metinler olan lirik anlatılarda ve şiirlerde şiirin amacı o şiirin kendisidir. Şiirsel metinler, kendinden başka bir şeyi ifade etmeye ihtiyaç duymaz, bir şiir sadece şiir olduğu için önemli ve anlamlıdır, yani şiirin gerçeği, şiirin kendisidir. Dilin şiirsel işleviyle kullanıldığı metinlerde gönderici alıcıda hissettirmek istediği etkileri uyandırmak için dili istediği gibi kullanır, yani kendi özgün üslubunu oluşturmak için bir anlamda dili yeniden yaratır. Edebi sanatlardan, karşılaştırmalardan, çağrışım gücü yüksek sözcüklerden yararlanarak imgeler oluşturur, sözcükleri daha çok yan ve mecaz anlamlarda kullanır.

Edebi metinlerde dil şiirsel işlevde kullanılır.
➪Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk suyla yuyalar
Söyle garip bencileyin
➪ Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Edebî metinlerde, şiirsel işlevinin hâkimiyetinde dilin diğer işlevleri de kullanılır.
Bazı metinlerde, birkaç işlev birlikte kullanılabilir.

Dil “şiirsel işlevi”nde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisinde aranmalıdır. Bu durumda ileti kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu ifade etmez, yansıtmaz.
Obje iletinin kendisidir. Ancak bu, iletinin insandan, hayattan ve yaşanılan dünyadan soyutlanması değildir. Burada sanata özgü gerçeklik vardır.

SORU:

Sözcüğün yapısını ve anlamını değiştiren eklere yapım eki denir.
Bu cümle dilin aşağıdaki işlevlerinden hangisine örnek olabilir?
A) Göndergesel işlev
B) Kanalı kontrol işlevi
C) Alıcıyı harekete geçirme işlevi
D) Dil ötesi işlevi
E) Şiirsel işlev

ÇÖZÜM:
Verilen cümlede dil bilimiyle ilgili bilgi verildiği için dil, dil ötesi işleviyle kullanılmıştır. Yanıt D

SORU:
I. Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu, ağlardım
II. Oluş eylemleri nesne alamadıkları için geçişsizdir.
III. Beni iyi dinledin mi?
IV. Şu eşyaları taşımama yardım et.
Yukarıdaki numaralı cümlelerde dilin hangi işlevinin örneği yoktur?
A) Dil ötesi işlevi
B) Şiirsel işlev
C) Alıcıyı harekete geçirme işlevi
D) Kanalı kontrol işlevi
E) Göndergesel işlev

ÇÖZÜM:

I. cümlede şiirsel işlev,

II. cümlede dil ötesi işlev,

III. cümlede kanalı kontrol işlevi,

IV. cümlede alıcıyı harekete geçirme işlevi söz konusudur. Yanıt E

DİL – KÜLTÜR İLİŞKİSİ

İnsanlar arasındaki iletişimin en temel araçlarından biri olan dil, milletlerin geçmişten devraldıkları bir mirastır. İnsanların birbirlerini, geçmişten bugüne ve de geleceğe yönlendirmesi dil yoluyla sağlanmaktadır. Ortak dil, ortak kader birliği demektir. Aynı dili konuşan insanların aynı geçmişe sahip oldukları, aynı kültürü paylaştıkları, aynı alışkanlık ve değerlere sahip oldukları bilinmektedir.

Dil, bir milletin kültürel değerlerinin başında gelir.
Aynı dili konuşan insanlar, millet denilen sosyal varlığın temelini oluşturur. Dil, duygu ve düşünceyi insana aktaran bir vasıta olduğu için, insan topluluklarını bir yığın veya kitle olmaktan kurtararak aralarında duygu ve düşünce birliği olan bir toplum hâline getirir. Dolayısıyla dil ferde toplumunun bağışladığı en büyük miras ve donanımdır. Bu donanıma yabancılaşma insanların içinde yaşadıkları topluma yabancılaşmasını da beraberinde getirmektedir. Çünkü insanların yaşadıkları topluma yabancılaşmadan, ona uyum sağlayarak yani sosyalleşerek hayatlarını devam ettirmeleri, o toplumun kültürünü, inanç ve değerlerini benimsemeleriyle gerçekleşmektedir. Bu ise nesillere dil yoluyla aktarılabilmektedir.

Bütün insan kültürünün temelini oluşturan ve insan topluluğunu yaratan dildir. Dilini yüceltemeyen toplumların zamanla başka kültürlerin tutsaklığında debelenmesi ve kültürünü unutarak yabancılaşması kaçınılmazdır. Çünkü dil ve kültürde bir şeyler iyi gitmediği zaman bütün kurumlarda da bir şeyler iyi gitmemeye başlar.
Dil , kültürü oluşturan önemli unsurların başında yer alır. Bu konumuyla dil, bir toplumun kültürü içinde şekillenen tüm birikimleri temsil edecek işlev yüklenmektedir. Günlük alışkanlıklar, öfkeler, sevinçler ve değer yargıları, dil yoluyla ifade edilmekte ve tanımlanmaktadır.

Bu işlevi nedeniyle de dil ve kültür arasında kaçınılmaz bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle de dil ile kültür sürekli etkileşim içindedir. Kültür hayatının sağlıklı gelişiminde, benimsenebilir bir dil, ortak bir dünya görüşü ve hayat anlayışı, anlaşılabilir bir sanat ve edebiyat telakkisi gibi unsurların vazgeçilmez bir yeri vardır. Sanatta ve edebiyatta kullanılan dilin anlaşılabilirliği, bu alanlarda verilecek eserlerle halka inilebilmeyi sağlayacaktır. Dil ile ortaya konulan sanat eserleri, diğer alanlara göre daha belli ve göze çarpar nitelikte bir kültür taşıyıcısıdır.

Dilin öğrenilmesi toplumsal,kültürel çevreyle ilgilidir. Çocuğun toplumsal yani dilsel çevresi olmadan dil edinmesi olası görülmemektedir. Başka bir ifadeyle, dilsel etkileşim, toplumsal-kültürel bağlamın varlığıyla gerçekleşir ve değer kazanır.

Bireylerin birbirleriyle anlaşmalarında, problemlerinin halledilmesinde dilin önemi büyüktür. Edebiyatta, şiirde, sanatta, tiyatroda halk kitlelerine ulaşacak yani halkın anlayacağı dilden eserler vermek hem halkın bilinçlenmesi hem de eserlerin uzun süre anlaşılırlılığını koruması açısından önemlidir. Geçmişten bugüne intikal eden sözlü ve yazılı kültür ürünlerinin bugüne kadar varlığını sürdürmelerindeki en büyük etken anlaşılır, sade ve halkın genelinin anlayabileceği bir dille yazılmış, söylenmiş olmalarıdır.

KONUŞMA DİLİ

Lehçe:

Bir dilin bilinmeyen, metinlerle takip edilmeyen dönemlerde kendisinden ayrılmış; büyük ölçüde ses, söz dizimi ve sözcük varlığı bakımından ayrılıklar gösteren koluna lehçe denir.
Çuvaşça, Yakutça, Halaçça Türkçenin lehçeleridir.

Şive:

Bir dilin bilinen tarihi gelişim sürecinde siyasi, kültürel ve coğrafi ayrılıklardan dolayı farklılaşmış kollarına şive denir. Şiveler, ses ve sözcük farklılıklarına dayanır.
Azeri Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Kazak Türkçesi, Özbek Türkçesi, Kırgız Türkçesi…

Ağız:

Bir yazı dilinin egemen olduğu coğrafyada yöresel telaffuz farklılıklarıyla sınırlı kalan kollarıdır.
Elazığ ağzı, Konya ağzı, Uşak ağzı, Trabzon ağzı…

Argo: 

Bir toplum tarafından kullanılan ortak dilin içinde yer almakla birlikte kendine özgü sözcük dağarcığıyla ortak dilden farklı olan ve belirli kesimler tarafından kullanılan ortak dile argo denir. Kaba, teklifsiz, senli benli konuşma biçimlerini içeren argo; hırsız argosu, hapishane argosu, öğrenci argosu gibi kullanıldığı çevreye göre adlar alır. Tabanca mermisine leblebi, hapishaneye delik ya da kodes denmesi gibi.

 

Etiketler:, , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.