Edebiyat Yazınsal Türler Konu Anlatımı

OKUYAN: 1.187 - Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 04:32

YAZINSAL TÜRLER: 

SANATSAL METİNLER

Bu metinlerde üslup kaygısı ön plandadır. Sözcükler gerçek anlamın yanı sıra mecaz ve yan anlamlarında da kullanılır. Dil, sanatsal işlevinde kullanılır. Söz sanatlarına yer verilir. İletilmek istenen, dolaylı biçimde aktarılır.

OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN EDEBÎ METİNLER

A) ANLATMAYA BAĞLİ EDEBÎ METİNLER

MASAL

♦Sözlü edebiyat ürünlerindendir.

♦Olağanüstü olaylarla süslü, olağanüstü kişilerin başından geçen olayların anlatıldığı hikâyelerdir.

♦Yer ve zaman belirsizdir.

♦Olaylar hayal ürünüdür.

♦Kahramanları arasında hayvanlar, periler, cinler yer alır.

♦Olaylar -miş’li geçmiş zaman kullanılarak anlatılır.

♦Eğiticilik esastır.

♦Masalın sonunda iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

♦Evrensel konuları işler.

♦Çeşitli yerlerde klişe bölümler vardır.

♦Masallar bir yazar tarafından toplanarak bir araya getirilebilir.

♦Almanya’da Grimm Kardeşler, bizde ise Eflatun Cem Güney masal derleyen yazarlardır.


ÖYKÜ (HİKÂYE)

♦Olmuş ya da olması mümkün olayları anlatan kısa yazılardır.

♦Kişiler, çoğu zaman hayatlarının belli ve kısa bir anı içinde izlenir; karakterlerinin sadece bir yönü üzerinde durulur; ayrıntılara girmekten kaçınılır.

♦“De- cameron” adlı yapıtıyla Boccaccio, dünya edebiyatında bu türün ilk örneğini vermiştir.

♦Biçim ve içerik özelliklerine göre üç gruba ayrılır:

1) Olay Öyküsü: Olay anlatımına dayanır. Bu öykünün ilk örneğini Guy de Maupassant verdiğinden bu öykü türü, “Maupassant tarzı öykü” diye de anılmaktadır. Bu türün, bizdeki ilk temsilcisi Ömer Seyfettin’dir.

2) Durum Öyküsü: Durum anlatımına dayanır. Bu öykünün ilk örneğini Anton Çehov verdiğinden bu öykü türü, “Çehov tarzı öykü” diye de anılmaktadır. Bu türün, edebiyatımızda ilk temsilcileri Sait Faik Abası- yanık ve Memduh Şevket Esendal’dır.

3) Modern Öykü: İnsanların her gün gördükleri fakat düşünemedikleri bazı durumların gerisindeki gerçekler, hayaller ve birtakım olağanüstülüklerle gösterilir. Kurucusu Franz Kafka’dır. Bizdeki en önemli temsilcisi Haldun Taner’dir.

 


ROMAN

♦İnsanların ve toplumların yaşadıkları ya da yaşayabilecekleri olayları zamana ve kişiye bağlayarak anlatan yapıtlardır. Olaylar geniş ve ayrıntılı olarak anlatılır. Bütün olaylar bir ana olayın etrafında gelişir. Bu olayı destekleyen küçük yan olaylar da vardır. Öyküye göre daha geniş bir zaman söz konusudur. Kişi sayısı öyküye göre daha fazladır. Kahramanlar, romanda bütün yönleriyle tanıtılır. Konularını tarihten alan romanlara tarihi roman; toplumun yaşayış tarzını, geleneklerini, âdetlerini işleyen romanlara töre romanı; ruh çözümlemelerini öne alan romanlara psikolojik roman; uzak ve yabancı ülkelerin doğa ve insanlarını anlatan romanlara egzotik roman; bir görüş veya düşünceyi savunan romanlara tezli roman; bir sanatçının ya da önemli bir kişinin yaşamını konu edinen romanlara biyografik roman denir. Dünya edebiyatında bu türün ilk örneğini “Gargantua” adlı yapıtıyla Rabelais vermiştir.

♦“Don Kişot” adlı yapıtıyla Cervantes, dünya edebiyatında modern romanın ilk örneğini vermiştir.


B) GÖSTERMEYE BAĞLI EDEBÎ METİNLER

TİYATRO

Tiyatro, din törenlerinden doğmuştur. Bugünkü Batı tiyatrosunun ilk örnekleri Eski Yunan edebiyatına aittir. Tiyatro, Eski Yunan edebiyatının temelini oluşturur ve oldukça gelişmiş bir türdür. Eski Yunan’da tiyatro yapıtları şiir şeklindedir. Bu yapıtlar trajedi ve komedi olarak ikiye ayrılırken daha sonra bu türlere dram da eklenmiştir. Geleneksel Türk tiyatrosunda (Köy Seyirlik Oyunları, Karagöz, Orta oyunu, Meddah) yazılı kaynaklara pek rastlanmamaktadır. Tiyatro, edebiyatımıza Tanzimat döneminde girmiş ve birçok sanatçı bu türde yapıt ortaya koymuştur. Bu dönemde Şinasi, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Ahmet Vefik, Recaizade Mahmut, Abdülhak Hamit başlıca tiyatro yazarlarıdır.

1) Trajedi (Tragedya)

Hayatın acıklı yönlerini kendine özgü kurallarla sahnede göstermek, ahlak, erdem örneği vermek amacıyla
yazılmış manzum (şiir biçiminde) tiyatro yapıtlarıdır.
Özellikleri
♣ Konular tarihten ve mitolojiden seçilir.
♣ Kişiler; tanrı, tanrıça ve soylulardır.
♣ Oyun ağırbaşlı, ciddi bir hava içinde geçer.
♣ Kötü, bayağı söz ve söyleyişler yoktur. Seçkin bir üslupla yazılır.
♣ Manzum olarak yazılır.
♣ Kişiler arasındaki dövüşme, yaralama ve öldürme gibi korkunç ve çirkin olaylar sahnede gösterilmez; bu olayları haberciler aktarır.
♣ Zaman, yer, ana olay birliğine uyulur. Bir ana olay, aynı yerde bir günde geçebilecek biçimde düzenlenir. Buna üç birlik kuralı denir.
♣ İnsanoğlunun hırslarını, kavgalarını gösterir; çoğu, felaketli sonuçlara bağlanır.
♣ Birbiri ardınca süren koro ve diyalog bülümleri vardır.
Dünya edebiyatında ünlü trajedi yazarları:
>>> Aiskhylos, Sophokles, Euripides
>>> Corneille, Racine

2) Komedi (Komedya)

İnsanların ve olayların gülünç yönlerini ortaya koymak; izleyenleri güldürmek ve düşündürmek amacıyla yazılmış tiyatro yapıtlarıdır.
Özellikleri
♣  Konu, hayattan ve günlük olaylardan alınır.
♣ Kişiler, halktan ve yüksek zümreden her çeşit insan olabilir.
♣ Her türlü söze, şakaya yer verilir. Üslupta asalet aranmaz.
♣ Üç birlik kuralına uyulur.
♣ Kişilerin öldürme, yaralama gibi her çeşit davranışları sahnede geçebilir.
♣ Manzum olarak yazılır.
♣ Birbiri ardınca süren koro ve diyaloglar vardır. Dünya edebiyatında ünlü komedi yazarları:
Aristophanes, Menandros, Moliere

3) Dram

Hayatı olduğu gibi, bütün acıklı ve gülünç yönleriyle yansıtan, sahnede gösterilmek amacıyla yazılmış tiyatro yapıtlarıdır. Belli kurallara bağlı değildir, gerçeğe uygunluğu önemlidir.
Özellikleri
♣ Hayatta olduğu gibi hem acıklı hem gülünç sahneler bulunur. Böylelikle trajik ve komik öğeler dramda kaynaşmış olur.
♣ Olaylar tarihin herhangi bir devrinden alındığı gibi, günlük hayattan da alınabilir.
♣ Yer, zaman, olay birliğine uyma zorunluluğu yoktur. © Olaylar, çirkin dahi olsa sahnede gösterildiği gibi, kişiler hangi halk tabakasından olursa olsun, dramda yer alır.
♣ Şiir ya da düzyazı biçiminde yazılabilir.
Dünya edebiyatında ünlü dram yazarları: Shakespeare , Victor Hugo, Schiller

Edebiyatımızda ünlü dram yazarları: Namık Kemal, Abdülhak Hamit Tarhan

ÇAĞDAŞ TİYATRO

1) Epik Tiyatro

Oyunun izleyiciyi büyülemesine karşıdır. Yani temsil sırasında, izleyicinin oyuna kendini kaptırmasını ve büyülenmesini önlemek ister. İzleyiciye de temsilde gördüklerinin gerçek değil, bir oyun olduğu hatırlatılır. Araya şarkılar, tekerlemeler, oyunu birdenbire kesen açıklamalar konur. Entrikaların iç yüzü durup dururken açıklanır.

® Bu türün öncüsü, Alman yazar Berthold Brecht’tir.

© Haldun Taner’in, “Keşanlı Ali Destanı” adlı yapıtı bu türün başarılı bir örneğidir.

2) Absürd Tiyatro

Bu tiyatro anlayışında önemli olan, bir duygunun ve olayın biçimini, oluşumunu göstermektir. Bilinmeyenlere, sembollere ve saçma denilebilecek kurgulara ağırlık verilir. Geleneksel tiyatronun kurallarına ve düzenlerine bağlı kalınmaz.
© Eugene İonesco, Samuel Beckett, Seraphin Au- diberti, John Osborn önemli temsilcileridir.
© Güngör Dilmen’in “Canlı Maymun Lokantası” adlı oyunu bu türün bir örneğidir.

TİYATRO TERİMLERİ

Adaptasyon: Yabancı dilde yazılmış bir eseri, yerli adlar ile yerli yaşama uydurarak çevirme, uyarlama.
Aktör: Erkek tiyatro sanatçısı.
Aktrist: Kadın tiyatro sanatçısı.
Bale: Konusu; türlü dans ve ritmik hareketlerle anlatılan müzikli, sözsüz gösteri türüdür.
Dekor: Tiyatroda sahneyi eserin konusuna göre döşeyip hazırlamada kullanılan eşyanın genel adı. Diyalog: 1) Oyun, roman, öykü gibi eserlerde iki veya daha çok kimsenin konuşması. 2) Konuşmaya dayanılarak yazılmış eser.’
Doğaçlama: Oyuncunun, konuya bağlı fakat metne bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi konuşması ve davranması.
Dramatize etmek: Bir edebî eseri radyo, televizyon veya sahne oyunu biçimine getirmek.
Dublaj: Tiyatroda yahut sinemada oyuncunun rolüne hazır olmasıdır. Yabancı dille yazılmış bir eserin yerli dile çevrilmesi ve oynanması.
Dublör: Tiyatro ve sinemada yedek rol oyuncusu.
Entrik unsur: Tiyatro, roman ve öyküde olayların seyircide, okuyucuda merak uyandıracak biçimde birbirine karışması. Entrika.
Epizot: Yunan trajedisinin öğelerini oluşturan diyalog- lu bölümlerin her biri. Bu bölümler modern tiyatroda perde adıyla bilinir.
Fars: Olaylarının örgüsü daha çok, halk zevkini okşayan, basit, hareketli komedi.
Fasıl: Bölüm. Tiyatroda perde karşılığı kullanılmıştır. Karagöz ve orta oyununda asıl olayın geçtiği bölüm.
Feeri: Doğaüstü olayları muhteşem dekorlar arasında gösteren, kahramanları cin, peri, dev vb. hayalî varlıklar olan tiyatro eseri.
Figüran: Bir oyunun kalabalık sahnesini doldurmak için kullanılan konuşmayan ya da birkaç sözcük söyleyen kişi, kişiler.
Fuaye: Tiyatro salonlarında perde aralarında oyuncuların ve seyircilerin dinlenmesi için ayrılan yer.
Jest: Tiyatro sahnesinde, sanatçıların bütün el, kol, ayak ve beden hareketleri.
Kabare: Genelde güncel konuları taşlayıcı biçimde ele alan skeçlerin oynandığı, monologların, şarkıların ve şiirlerin söylendiği küçük tiyatro.
Kanto: Tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri.
Kondüit: Tiyatro oyunlarında, rol sırası gelenlere sahneye çıkmalarını anımsatan kişi.
Koro: Antik Yunan tiyatrosunda veya günümüz sahne oyunlarında gerektiğinde hayvanların, ağaçların ya da başka varlıkların yerine sembol olarak kullanılan kadınlı erkekli şarkıcı grubu.
Kostüm: Sinema ve tiyatroda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı.
Kulis: Tiyatro sahnesinin arkasında bulunan kısım, sahne arkası.
Kurgu: Bir eserin, dil, biçim ve içerik olarak farklı ya da aynı cinsten parçalarını bir araya getirme.
Melodram: Modern tiyatroda acıklı, korkunç, olağanüstü konular etrafında yazılan ve gerilimi yüksek sahneler içeren duygusal oyun.
Mimik: Bir duygu ve düşüncenin kaş, göz, ağız, yüz hareketleriyle anlatılması.
Mizansen: Bir tiyatro eserinin sahneye konması, sahneye göre düzenlenip yorumlanması.
Monolog: 1) Bir oyunda, kişilerden birinin kendi kendine yaptığı konuşma. 2) Dinleyicilere bir kişinin anlattığı, genellikle güldüren olay.
Muhavere: Konuşma. Tiyatro türlerinde kahramanların konuşmaları.
Opera: Müzik eşliğinde söylenen şarkılı oyunlardır.
Operet: Eğlenceli ve hafif konular üzerine yazılıp bestelenmiş tiyatro eseridir.
Pandomim: Romalılar tarafından ortaya atılan, jest ve mimiklerle sergilenen sözsüz oyun.
Perde: Tiyatro eserinin bölümlerinin her biridir.
Reji: Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunu yönetme.
Rejisör: Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik gibi öğeler arasında birlik sağlamaya çalışan sanatçı, yönetmen.
Replik: Sahne oyunlarında konuşanların birbirine söyledikleri sözlerden her biri.
Revü: Tiyatroda, eserden önce gösterilen müzikli ve danslı oyundur. Tablo, skeç, şarkı ve monolog gibi sahnelerden kurulu, daha çok gündelik olayları alaya alan ve taşlayan bir gösteri türüdür.
Rol: Sahne sanatlarında oyuncuların eser kişilerini sahnede canlandırması.
Sahne: 1) Perdelerin içinde kişilerin oyuna girip çıkmasıyla oluşan küçük bölüm. 2) Eserin oynandığı yer.
Senaryo: Tiyatro, sinema, televizyon veya radyo eserinin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metin. Skeç: Genellikle bir nükteyle son bulan, az kişili ve yalın, şakacı bir içeriği olan kısa oyundur.
Suflör: Tiyatroda, kuliste durarak oyunculara sözlerini fısıltıyla söyleyip hatırlatan yardımcı.
Temaşa: Tiyatro, oyun, temsil, piyes.
Temsil: Bir tiyatro eserini sahnede oynamak.
Tirat: 1) Sahnede kişilerin birbirlerine karşı söyledikleri uzun sözler. 2) Bir tiyatro oyununda, oyuncunun uzun ve kesintisiz konuşması.
Tuluat: Yazılı metne dayanmayan, önceden hazırlanmadan, sahnede akla gelen sözlerle oynanan oyun.
Vodvil: Hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, şarkılara da yer verilen hafif güldürü.


ÖĞRETİCİ METİNLER

Bilgi ve haber vermek, ikna etmek, kanıları değiştirmek, uyarmak, düşündürmek, yönlendirmek, tanıtmak gibi amaçlarla yazılan metinlerdir. Ele aldığı konuya göre çeşitli türlere ayrılır. Bu türlerin hepsinin konuyu ele alış biçimi ve üslubu farklılık gösterir. Tarihî Metinler: Tarih olaylarının ele alındığı, anlatıldığı metinlerdir.
Felsefî Metinler: Felsefî konuları ve felsefenin varlık, bilgi, değer gibi konularını ele alan metinlerdir. Bilimsel Metinler: Bilimsel araştırmaları açık ve kesin bir dille, delillere dayanarak anlatan metinlerdir. Gazete Çevresinde Gelişen Metinler: Makale, deneme, sohbet, fıkra, eleştiri, röportaj gibi gazete çevresinde oluşan metinlerdir.
Kişisel Hayatı Konu Alan Metinler: Hatıra (anı), gezi yazısı, biyografi, mektup, günlük gibi kişisel hayatla ilgili olan metinlerdir.

MAKALE

Herhangi bir konuda, bir görüş veya düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazılardır. Gazete ve dergilerde yayımlanır. Önce giriş bölümünde bir düşünce ortaya atılır. Daha sonra bu düşünce, gelişme bölümünde örnekler verilerek, kanıtlar ileri sürülerek açıklanır ve savunulur. Sonuç bölümünde ise, ileri sürülen düşüncenin doğru olduğunu kanıtlama yoluna gidilir. Makale türü, Şinasi ile Âgâh Efendi’nin birlikte çıkardıkları ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahvâl’de Şinasi’nin yazmaya başladığı makalelerle Türk basınına girmiştir.

FIKRA

Güncel konularla ilgili kişisel görüş ve düşüncelerin kısaca anlatıldığı, gazete ve. dergilerde yayımlanan günübirlik yazılardır. Yazar, düşüncelerini kanıtlama amacı gütmez. Okuyucuyu söylediklerine inandırmak gibi bir kaygısı yoktur. Herkese seslenebilen kısa yazılar oluşturmaya çalışır. Fıkrada günlük konuşma dili kullanılır, yer yer nükteli sözlere de yer verilir. Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Hüseyin Cahit Yalçın, Falih Rıfkı Atay başlıca fıkra yazarlarımızdandır.

SÖYLEŞİ (SOHBET)

Bir yazarın, herhangi bir konudaki düşüncelerini kar- şısındakiyle konuşuyormuş gibi anlattığı yazılardır. Gazete ve dergi yazısı olan söyleşi, günlük konuşma dili ile herkesin anlayabileceği bir üslupla yazılır. Bilimsel bir anlatımı yoktur. Yazar birtakım iç konuşmalara yer verir. Sıcak bir üslup ve samimi bir dil kullanır. İçtenlik ve doğallık, söyleşinin dikkat çekici özellikleridir. Ahmet Rasim, Nuruliah Ataç, Şevket Rado başlıca söyleşi yazarlarımızdır.

DENEME

Yazarın, herhangi bir konu üzerinde kesin sonuçlara gitmeden, kendi kendisiyle konuşuyor gibi yazdığı yazılardır. Deneme, kişiselliğin en fazla ön plana çıktığı yazı türüdür. Deneme, Nuruliah Ataç’ın anlatımı ile “Ben’in ülkesi”dir. Yazar, anlatımda ve konu seçiminde alabildiğine özgürdür. Denemeler kişisel yazılardır.
– Dünya edebiyatında deneme türünün en ünlü ismi Montaigne’dir. Türk edebiyatında başlıca deneme yazarları; Nuruliah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sabahattin Eyüboğlu, Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tan- pınar’dır.
Edebiyatımızda başlıca deneme yapıtları ve yazarları:
⇒ Karalama Defteri – Nuruliah Ataç
⇒ Bize Göre – Ahmet Haşim
⇒ Beş Şehir – Ahmet Hamdi Tanpınar
⇒ Denemeler – Suut Kemal Yetkin

ELEŞTİRİ

Bir yapıtın ya da sanatçının olumlu-olumsuz, iyi-kötü, güzel-çirkin yönlerini ortaya koyan yazılardır. Eleştiride amaç, sanatçının ya da yapıtın yalnızca eksik, kusurlu yönlerini göstermek değildir; üstün yönlerini göstermek de eleştirmenin görevidir. Eleştirmenin tarafsız olduğu, duygularını karıştırmadığı eleştirilere nesnel; kişisel yargılarını öne çıkardığı eleştirilere de öznel eleştiri denir. Edebiyatımızda eleştiri türü Tanzimat döneminde başlar. Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Hüseyin Cahit Yalçın, Nuruliah Ataç, Asım Bezirci, Fethi Naci başlıca eleştiri yazarlarımızdır.

ANI (HATIRA)

Bir yazarın kendisinin veya yakın bir tanıdığının yaşadıklarını anlattığı yazılardır. Yazar, olayları kendi bakış açısıyla anlatır. Anılar, yazan kişinin, yaşadığı dönem hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir. Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yapan anılar, tarihçilere yol gösterir. Anı türündeki yazılar, olayları yaşayan kişi tarafından kaleme alınmak zorunda değildir. Ünlü bir kişinin anılarını bir başkası kaleme alabilir.
Edebiyatımızda bazı anı yapıtları ve yazarları:

⇒Defter-i Amalim – Ziya Paşa

⇒Kırk Yıl, Saray ve Ötesi – Halit Ziya

⇒Edebi ve Siyasi Hatıralarım – Yahya Kemal

⇒Anamın Kitabı – Yakup Kadri

⇒Çankaya – Falih Rıfkı Atay

GÜNLÜK

Yaşanan olayların, izlenimlerin, tarih atılarak günü gününe yazılmasına denir. Günlük ile anı arasındaki fark, günlüğün günü gününe yazılmasıdır. Anı ise geçmişteki olaylara aittir. Günlüğün eski dildeki adı “ruznâme”dir. Günlük türündeki yazılar, anılara göre daha kısadır. Günlükler mutlaka olayları yaşayan kişi tarafından yazılır. Nurullah Ataç “Günce”leriyle bu türün başarılı örneklerini vermiştir.

MEKTUP

Başka bir yerde bulunan bir kişiye, bir topluluğa ya da bir kuruma, bir maksadı bildirmek için yazılan yazılardır. Sanat, düşünce, bilim ye siyaset adamlarının yazdıkları mektuplar edebi mektup özelliği gösterir.
Bu tür mektuplar bir düşüncenin, bir görüşün açıklanması, bir tezin savunulması için yazılır. Bazı yazarlar mektuplardan oluşan romanlar da yazmışlardır. Goet- he’nin, “Genç VVerther’in Acıları”; Dostoyevski’nin, “İnsancıklar”ı; Halide Edip Adıvar’ın “Handan” adlı yapıtları bunun başarılı örneklerindendir.
Edebiyatımızdaki bazı mektup örnekleri:
⇒ Şikâyetname – Fuzuli
⇒ Ziya’ya Mektuplar – Cahit Sıtkı Tarancı

YAŞAM ÖYKÜSÜ (BİYOGRAFİ)

Ünlü kişilerin hayatını ve yapıtlarını anlatan yazı türüdür. Amaç, yaşam öyküsü anlatılan kişinin yaptığı önemli çalışmaları, yapıtlarını ve belirgin özelliklerini okura duyurmaktır. Belgelere dayanılarak yazılan bu türün ilk örneğini veren Plutarkhos’tur. Bu türün divan edebiyatındaki karşılığı “tezkire”dir. Şairlerin hayatlarını anlatmak için hazırlanan ve “tezkire-i şuara” (şairler tezkiresi) diye anılan yapıtlar da bu türün bir örneğidir.
Edebiyatımızda tanınmış tezkire örnekleri:
©» Mecalisü’n Nefâis – Ali Şir Nevâi

©» Heşt Behişt – Sehi Bey

©» Gülşen-i Şuara – Ahdi

ÖZ YAŞAM ÖYKÜSÜ (OTOBİYOGRAFİ)

Kişilerin kendi hayatlarını anlattığı yazılardır. Biyografiden ayrılan yönü, kişinin hayatını başkasının değil, kendisinin anlatmasıdır.

GEZİ YAZISI (SEYAHATNAME)

Yazarın, gezip gördüğü yerlerin ilgi çekici yönlerini, tarihi, coğrafi, ekonomik ve sosyal özelliklerini kendi görüş ve düşüncelerini katarak anlattığı yazılardır. Gerçeği yansıtması yönünden hukuk, folklor, toplumbilim gibi alanlar için belge görevi görür. Gezi yazıları, insanoğlunun yaşadığı yerlerin dışındaki yerleri görme merakından doğmuştur.

Edebiyatımızda önemli gezi yazısı yazarları ve yapıtları:

Miratü’l Memalik – Şeydi Ali Reis

Seyahatname – Evliya Çelebi

Frankfurt Seyahatnamesi – Ahmet Haşim

Hac Yolunda – Cenap Şahabettin

Bizim Akdeniz, Denizaşırı – Falih Rıfkı Atay

Avrupa’da Bir Cevelân – Ahmet Mithat Efendi

Anadolu Notları – Reşat Nuri Güntekin

HABER YAZISI

Toplumda veya doğada meydana gelen çeşitli olay, durum ve görünümle ilgili bilgi ve duyurulara haber denir. Bu haberlerin halka duyurulması amacıyla hazırlanan yazılara da haber yazıları denir. Yazan kişi anlattıkları karşısında tarafsız kalmalı, yorumdan kaçınmalıdır. 5N 1K’da yer alan sorulara (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim) verilen cevaplarla genişletilir. Kolay anlaşılır; akıcı, açık ve duru bir dil kullanılmalıdır. Haber plânı tersine dönmüş pramit diye bilinir. Tersine dönmüş pramitte, haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir. Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir. Sonuç bölümünde ise olayın etkisi anlatılır.

MÜLAKAT

Uzmanlık alanlarında tanınmış kişilerle yaşamları, çalışmaları, yapıtlarıyla ilgili ya da istenilen herhangi bir konuda, sorulu cevaplı olarak yapılan karşılıklı konuşmaların yazıya geçirilmesiyle oluşturulan yazılardır. Bu yazılarda görüşülen kimsenin adı, ne işle uğraştığı, hangi amaç için kendisiyle konuşulduğu, buluşma yeri; sorular ve cevaplar; mülakat yapılan kimsenin o konu üzerindeki temel görüşü belirtilir.

RÖPORTAJ

Konusu bir inceleme, soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazısıdır. Herhangi bir yerin ya da kurumun gezilerek orada görülenlerin kişisel yorumlar ve fotoğraflarla desteklenerek kaleme alındığı yapıtlardır. Bir yerin veya kurumun röportajı yapılabileceği gibi, bir ya da birkaç kişinin veya bir eşyanın da röportajı yapılabilir. Röportaj, sunuş biçimi bakımından ikiye ayrılır:
1) Amerikan Röportajı: Bu tür röportajlarda giriş bölümünde okuyucu beklenmedik bir girişle karşılaşır. En son söylenmesi gerekenler en önce söylenir.
2) Alman Röportajı: Yazar, konuyu anlatırken yazıya kendini katar. Konuyu kendi ekseninde anlatır.

RÖPORTAJ

(Yaşar Kemal’in “Bu Diyar Baştan Başa” adlı yapıtından alınmıştır.)

SÖYLEV (NUTUK)

Bir topluluğa güzel düşünceler aşılamak, o topluluğu duygulandırıp coşturmak amacıyla söylenen güzel ve etkili sözlerdir. İlk örnekleri Yunan edebiyatında görülmektedir. Demosthenes, Cicero bu türün en ünlü isimleridir. Edebiyatımızda ise “Söylev” adlı yapıtıyla Atatürk bu türün en güzel örneğini vermiştir.

ŞİİR (NAZIM)

Duygu, hayal ve düşüncelerin bir düzene bağlı olarak, çekici bir dil ve ahenkle dizeler halinde aktarılmasıdır.
Şiirin, düzyazıdan farklı olarak kendine göre birtakım ölçü ve kuralları vardır. Bu kurallar şiirin biçimini belirleyen ölçü, uyak (kafiye), nazım birimi vb. olarak sıralanabilir.

Etiketler:, , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.